reklam
reklam
DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN
reklam
Mehmet Altunal TÜM YAZILARI

Merhametini Kaybeden Dünya, Merhameti Yaşatan Müslüman

Yayınlanma Tarihi : Google News
Merhametini Kaybeden Dünya, Merhameti Yaşatan Müslüman
reklam

 

Bir çocuğun gözyaşına kayıtsız kalınan, yaşlı bir insanın yalnızlığa terk edildiği, komşunun derdinin duyulmadığı, savaşların ve zulümlerin sıradan haberler hâline geldiği bir dünyada yaşıyoruz. Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor; fakat insanlık, vicdan ve merhamet sınavında aynı başarıyı gösteremiyor. Bilgi çoğalıyor, imkânlar artıyor; ancak kalpler daralıyor, gönüller katılaşıyor.

Oysa Müslüman, yaşadığı çağın değil, vahyin şekillendirdiği bir yüreğin sahibidir. Onun en belirgin vasfı, Allah’ın rahmetini yeryüzüne taşıyan bir kul olmaktır.

Yüce Rabbimiz, sevgili Peygamberimizi şöyle tanıtır:
“Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ, 21/107)

Bu ayet, İslam’ın özünü tek cümlede özetlemektedir: Rahmet… Şefkat… Merhamet…

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), sadece dostlarına değil; kendisine kötülük yapanlara, çocuklara, yaşlılara, yetimlere, hayvanlara ve hatta ağaçlara karşı bile merhametle davranmıştır. Çünkü O biliyordu ki merhametin olmadığı yerde adalet eksilir, huzur kaybolur, insanlık yara alır.

Nitekim Peygamberimiz Aleyhisselam şöyle buyurmuştur:

“Yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 58; Tirmizî, Birr, 16)

Ve bir başka hadis-i şerifte:

“Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.” (Buhârî, Edeb, 18; Müslim, Fedâil, 66)

Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey belki de yeni teknolojiler değil, yeniden merhamet etmeyi öğrenmektir.

Merhamet; anne ve babanın evladına sevgisi kadar, evladın anne babasına hürmetidir. Eşlerin birbirine nezaketidir. Komşunun kapısını çalmak, hastayı ziyaret etmek, yetimin başını okşamak, ihtiyaç sahibinin elinden tutmak, kırgın gönülleri onarmaktır.

Merhamet, sadece insanlara karşı değil, bütün yaratılmışlara karşı sorumluluk bilincidir. Susayan bir hayvana verilen bir kap suyun cennete vesile olabileceğini öğreten bir dinin mensuplarıyız. Aç bırakılan bir kedi sebebiyle azaba uğrayan kişiyi haber veren bir Peygamber’in ümmetiyiz.

Bugün Gazze’de, Doğu Türkistan’da ve dünyanın farklı bölgelerinde mazlumların yaşadığı acılar bize şunu hatırlatmalıdır: Müminin kalbi sadece kendi sıkıntısıyla meşgul olmaz. O, ümmetin derdiyle dertlenir; imkânı varsa yardım eder, yoksa duasını eksik etmez.
Kur’ân-ı Kerîm bizlere şöyle emrediyor:
“İyilik ve takvâ üzerinde yardımlaşın.” (Mâide, 5/2)

Merhamet, sadece duygusal bir his değil; imanın davranışa dönüşmüş hâlidir. Güzel bir söz, samimi bir tebessüm, bir özür, bir affediş, gizlice yapılan bir yardım… Bazen küçücük bir iyilik, karanlıkta yakılan bir kandil gibi nice gönülleri aydınlatır.

Gelin, evlerimizi sevgiyle, sofralarımızı paylaşmayla, camilerimizi kardeşlikle, mahallelerimizi yardımlaşmayla güzelleştirelim. Kalplerimizi kin ve öfkeden arındırıp rahmetle dolduralım. Çünkü merhametin hâkim olduğu yerde güven vardır; güvenin olduğu yerde huzur vardır; huzurun olduğu yerde ise Allah’ın bereketi vardır.

Rabbimiz bizleri, Rahmân ve Rahîm isimlerinin tecellisini hayatına yansıtan kullarından eylesin. Kalplerimizi merhametle yumuşatsın, ellerimizi iyilikten, dillerimizi güzel sözden, gönüllerimizi kardeşlikten ayırmasın.

reklam