

)
ANKARA ANTLAŞMASI ve İŞGALİN KESİNLEŞMESİ
1918 yılında başlayan çete savaşları devam ederken, 20 Ekim 1921 tarihinde Fransa ile Türkiye arasında Ankara Antlaşması imzalandı.
Antlaşmaya göre Fransa, Güney Anadolu’da işgal ettiği Mersin, Adana, Osmaniye, Antep ve Kilis’i boşaltıyor; Mersin limanını Türkiyeye bırakıyor; Türkiye millet meclisini tanıyordu. Ancak, misâk-ı milli sınırı içinde olmasına rağmen Hatay, Suriye’de kalıyordu.
Bu sonuç, Hataylılarda ciddi bir burukluk yarattı. Ancak, bu burukluğa karşı Atatürk, Tayfur Sökmen’le yaptığı görüşmede ona; “İnşallah, bir gün sizi de kurtaracağız,” demişti.
Sözünü de tuttu.
***
SURİYE’YE BAĞIMSIZLIK VERİLMESİ ve TÜRKLERİN 1936 SEÇİMLERİNİ PROTESTOSU
9 Eylül 1936’da Fransa ile Suriye arasında imzalanan bir antlaşmaya göre Fransa, Suriye’ye bağımsızlık veriyordu. Bu arada İskenderun Sancağı da Suriye’ye bırakılıyordu.
Türkiye, 9 Ekim 1936’da Fransa’ya bir nota verdi. Suriye’ye verilen bağımsızlığın Hatay’a da verilmesini istendi ve konuyu Milletler Cemiyetine taşıdı.
Hatay Türkleri de, Hatay’ın Suriye’ye bağlanmasını kabul etmeyerek seçimleri boykot ettiler; protesto gösterileri başlattılar. Fransa, Seçimi boykot eden ileri gelenleri hapse attı. Seçimde oy kullanmayanların üç yıl hapisle cezalandırılacağını duyurdu. 30 Ağustos Zafer Bayramında Belen’deki Türk abidesine çelenk koyan Türkler tutuklanıp mahkemeye sevk edildiler. Hatay’da Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayan Türk Kız Lisesi ve Yeni Gün gazetesi kapatıldı.
Sonunda Fransızlar 1 Aralık 1936’da sıkıyönetim ilan ettiler.
2-3 Aralıkta gazeteler; “Sancak’ta korkunç facialar cereyan ediyor. Seçimden kaçan halk süngü ve dipçik darbeleri altında karakollara sürükleniyor. 50 Türk ölü ve yararlı var. Lübnan’da da Müslümanlara ateş edildi, 70 kişi yaralandı,” diye yazıyordu.
***
HATAY SORUNU MİLLETLER CEMİYETİNDE
Türkiye, Hatay sorununu 26 Eylül 1936’da Milletler Cemiyeti’ne taşıdı. Konu Cemiyette görüşüldü. Ocak 1937’de üç kişilik bir gözlemci heyeti Hataya gönderdi. Milletler Cemiyeti temsilcisi Sandler, 27 Ocak 1937’de hazırladığı Raporda, Hatay’ın, “ayrı varlık” olmasını önerdi. Milletler Cemiyeti, Sandler Raporu doğrultusunda bir anayasa taslağı hazırlattı. Bu taslak, 29 Mayıs 1937’de kabul edildi. Böylece Hatay, hukuki olarak “ayrı varlık” statüsü kazandı.
Hazırlanan Anayasaya göre Bağımsız Sancak kurulacak; sancak (Hatay Devleti) bir cumhuriyet olacak ve 40 üyeli bir meclis tarafından yönetilecekti.
***
1938 SEÇİMLERİ YAPILIYOR
1936 kayıtlarına göre Hatayın nüfus yapısı
şöyleydi:
• Türkler : 85.800 (39%)
• Arap Alevîleri: 61.600 (28%)
• Sünni Araplar: 22.000 (10%)
• Ermeniler : 24.200 (11%)
• Diğer Hıristiyanlar: 17.600 (8%)
• Çerkes, Yahudi, Kürtler: 8.800 (4%)
Toplam : 220,000 (100%)
Seçim çalışmaları sürecinde Hatay Türklerine yine çeşitli baskılar yapıldı. Türklerin köyleri Suriyeli Araplar tarafından basıldı. Fransızlar nüfus kayıtlarını değiştirmeye çalıştılar. Gazeteler, “Halep’ten kamyonlarla Hatay’a gönderilen Suriyeli delikanlılara nüfus kâğıtları verildi,” diye yazıyordu. Birçok yerde Türk listelerine yazılmak isteyenlere izin verilmedi. Baskılarla Hatay’da Türkler azınlıkta bırakılmaya çalışılıyordu.
İşte tam da o günlerde Atatürk, çok hasta olmasına rağmen, 19 Mayıs 1938’de Adana ve Mersin’de orduları teftiş etti. Bu Fransa ve Suriyeye bir gözdağı idi. Bunun üzerine;
• 6 Haziran 1938’de yönetimi Türklere bırakıldı. Abdurrahman Melek vali olarak göreve başladı.
• 3 Temmuz 1938’de Türk-Fransız Antlaşması imzalandı.
• 5 Temmuz 1938’de Albay Şükrü Kanatlı komutasındaki ilk Türk birliği Hatay’a girdi. Yeni bir seçim komisyonu kuruldu ve 22 Temmuz 1938’de çalışmaya başladı.
******
SEÇİM SONUÇLARI VE İLK MECLİS
Ağustos 1938’de Meclis için seçimler yapıldı. Seçilen 40 milletvekilinin;
• 22′ si Türk,
• 9’u Alevi Arap,
• 2’si Sünni Arap,
• 5’i Ermeni,
• 2 tanesi de Rum Ortodoks cemaatine mensuptu.
İlk meclis, 2 Eylül 1938 tarihinde toplandı. Abdülgani Türkmen Meclis Başkanlığına, Tayfur Sökmen de devlet başkanlığına seçildi.
Abdurrahman Melek Başkanlığında kurulan ve beş kişiden oluşan ilk kabine 6 Eylül tarihinde güvenoyu alarak göreve başladı.
Hükümet üyeleri şunlardı;
1- Abdurrahman Melek (Başvekaletle ile beraber dahiliye, hariciye, müdafaa ve emniyet işleri)
2- Cemil Yurtman, Adliye
3- Cemal Baki, Maliye ve Gümrük
4- Faik Türkmen, Maarif ve Sıhhiye
5- Kemal Alpar, Nafia ve Ziraat Vekaleti
Aynı gün sancak anayasası, “Hatay Anayasası” olarak kabul edilmiştir. Anayasada devletin adı “Hatay Devleti” olarak değiştirilmiştir. Devletin idare şekli Cumhuriyet, merkezi Antakya olarak belirlenmiştir. Yine aynı gün Hatay Bayrağı Kanunu kabul edilmiş ve Hatay Bayrağı bando eşliğinde törenle meclis binasına çekilmiştir.
Nihayet Hatay, Meclisinin 29 Haziran 1939 tarihli kararı ile Türkiye Cumhuriyetine bağlanmıştır.
*****
SONUÇ ve DEĞERLENDİRME
15 Mart 1923’te “40 asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz” diyen Atatürk, 31 Aralık 1936’da Başbakan İnönü’ye gönderdiği bir notta da; Hatay dediğimiz topraklar bütün kapsamlı anlamıyla Türk topraklarıdır,” diyordu.
Atatürk, Türk varlığının korunması halinde Hatay’ın er yada geç anavatana katılacağından emindi. Bu nedenle, 20 ekim 1921 tarihli Ankara Antlaşması sırasında Hatay’da Türk kimlik ve kültürünün korunması için çaba harcamış, 7. Maddeye bu mahiyette bazı hükümler konmasını sağlamıştı.Bu madde şöyle düzenlenmişti:
“İskenderun bölgesi için özel bir yönetim rejimi kurulacaktır. Bu bölgenin Türk soyundan gelen halkı, kültürlerinin gelişmesi için her türlü kolaylıktan yararlanacaktır. Türk dili orada resmi bir niteliğe sahip olacaktır.”
Antlaşmanın eki olarak, Fransız Delegesi H. Franklin Bouillon’un Türk Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal’e (Tengirşek) verdiği imzalı mektuplara göre de; Türk uyruklular ve Türk bayrağı taşıyan gemiler ticaret için İskenderun Limanı’ndan serbestçe yararlanabilecek ve Hatay’da Türk çoğunluğun bulunduğu yerlere genelde Türk soyundan memurlar atanacaktı.
Ve denebilir ki, Hatay halkı bu 7. Maddeden aldığı güçle, yirmi yıllık işgal boyunca kendi kimliğini ve demografik yapısını koruyabildiği için kurtulabilmiştir.
İşte bu bakımdan Hatayın demografik yapısı ve kültürel kimliği çok önemlidir. Korunmasını bir milli güvenlik meselesidir.
Dr. Hasan Ayparlar
30 Haziran, 2026



