


SÜREYYA HALEF POSATLI, 23 mart 1935 tarihinde Kırıkhan’a kaymakam olarak atanır.
Kırıkhan’a içme suyunun getirilmesi, İlçenin elektriğe kavuşturulması, Sıtmayla mücadele ve bazı köylerin Kırıkhan’a bağlanması gibi yerel yönetim hizmetlerinin yanında; Yöre halkı üzerindeki ekonomik baskı ve toprağın el değiştirmesinin önlenmesi çabaları ile de, Hatay’ın kurtuluş mücadelesinde önemli katkılarda bulunmuş bir kaymakamdır.
Hizmetleri ve Türkler lehine tavırları, bazı çevreleri rahatsız eder. Yaklaşık iki yıl, bir ay, 8 gün sonra görevden azledilir.
Süreyya bey göreve başladığında, Merkez ve köylerde halk sıtmadan kırılıyordu. İçme suyu yönünden büyük sıkıntı vardı. Türklerin ekonomik durumu günden güne zayıflıyor; buna mukabil hükümetin desteklediği Ermeniler ve Araplar, zenginleştikçe zenginleşiyorlardı. Ova, sessiz sedasız el değiştirmeye başlamıştı.
Süreyya bey ilk olarak, gece gündüz demeden köyleri gezmeye başladı. Gittiği yerlerde halkın ihtiyaçlarını tespit ett., İhtiyaçların giderilmesi için talimatlar vermeye ve sonuçlarını takip etmeye başladı.
SITMA KONUSU
Sıtma konusunun boyutunu, 31.5.1935 tarihli,
Yenigün gazetesinde Şevket İbrahim Aslan imzalı şu yazıdan anlıyoruz;
“Antakya’da olduğu gibi, yapılması gerekenleri sırası geldikçe Kırıkhan’da da yapacağınıza, şimdi sizi köylerde, köylüler arasında görmekle inanıyoruz. Gittiğiniz köylerin havasını kokladınız, suyunu içtiniz. Hava sıcak bir buğudan, sular erimiş bir madenden farksız. Ağaçsız köylerin, bakımsız halkıyla temasta bulundunuz. Arı vicdanınız, bu yoksulların acınası yaşayışından sızlamış olacak ki, her yıl için her köyde okaliptüs dikilmesini mecburi tutacağınızı bildirmişsiniz Çok yerinde bir karar…
Ancak köylü, damarlarında dolaşan öldürücü sıtma mikrobundan kurtarılmalıdır. Kaymakamımızdan, bütün Amuklular adına, bu gerekli işin bir gün önce yapılmasını istiyor ve şimdiden yapılacağına inanarak saygılarımızı yineliyoruz.”
Gazete yazısında belirtildiği gibi ilk iş olarak her köye en az 100 adet bataklık ağacı (Okaliptus) dikilmesini emretmiştir.
VE, SU…
Kırıkhan halkının büyük kısmı, içme suyunu şehirden geçen Delibekirli çayından alırdı. Süreyya bey, Delibekirli köyü sınırları içinden çıkan bir kaynağın (Mahmud’un Gözü) durumunu teknik olarak inceletti. Boru sipariş etti. Kanal kazılmaya başlandı. Ama köylü itiraz etti, suyu vermek istemedi. Kaymakam köyün ileri gelenlerinden Çopur Osman, Ali Osmancı, Aliciğinoğlu Ali’yi davet etti. Onların gönlünü etti, köyün rızasını aldı. Su yolu 6 ayda kazılarak açıldı. Şehre su geldi. Şehirde önce belli kişiler evlerine su aldı. Sonra 10-12 tane mahalle çeşmesi yapıldı. Daha sonra, ikinci bir kanal açılarak herkesin evine su verildi.
YAYLA İHTİYACI VE DELİBEKİRLİ YAYLASININ KEŞFİ
O yıllarda Kırıkhan halkı yaz aylarında çoğunlukla Belen ve Atik yaylalarında çıkarlardı. İş sahipleri ve Memurlar, her gün bin bir meşakkatle akşamları yaylalara çıkar, sabahları geri işlerine dönerlerdi. Süreyya bey halkı bu meşakkatlerden kurtarmak üzere, Belediye başkanı İSTEFAN beyle birlikte, halkın rahat ulaşacağı yakın bir yayla aradı. Bu, Kırıkhan’a altı yedi km mesafedeki Delibekirli yaylasıydı. Burası eşi bulunmaz ormanlık ve bol akarsuyu ile çok uygundu. Kaymakam buranın düzeltilmesi için emirler veri ve çalışmalar kısa sürede tamamlandı.
EKONOMİK BASKI VE TOPRAĞIN EL DEĞİŞTİRMESİNE YÖNELİK ÇALIŞMALAR
O yıllarda Türk köylüleri çok fakir, borçlu ve çaresiz bir haldeydi. Birkaç ağa dışında, ağalar bile borçlu idi. Başta Haçadur ağa (Karabacakyan) olmak üzere Yüksek faizle para veren bütün alacaklılar, borçluların tarlalarına keşif için komisyon götürüler ve mahsule değer biçtirirlerdi. Mahsul borcun yarısını karşılıyorsa tarla satılmaz, karşılamıyorsa satılırdı. Bu komisyonun taraflı kararlarına dayanarak pek çok köylü tarlasını kaybetmişti.
Süreyya bey, kaza idare heyete reisi olarak, bu komisyonun da başındaydı. Kendi döneminde iken bu durumdaki çiftçilerin tarlalarını ve mallarını sattırmadı. Ödeme için onlara zaman tanıdı, imkan sağladı. Böylece ovadaki tarla yolsuzluklarına engel oldu. Araplar ve Ermeniler bu uygulamadan çok rahatsız oldular. Kaymakamdan bir an önce kurtulmak istiyorlardı.
Türkleri hayatlarından bezdiren ikinci sebep de vergiler ve vergi memurları idi. Vergi memurları vergilerini ödeyemeyen köylülerin evinde yatak, yorgan, hayvan, mal ve eşya ne bulurlarsa alıp gidiyorlar, kimse de bunlara karşı koyamıyordu. Karşı duranlar hapse gidiyordu. Hatta, daha 1932 yılında bu durumu tasvir eden bir yazı yazdığı için Yeni gün gazetesi sahibi Şükrü Balcı hapse atılmıştı.
Süreyya bey, göreve başlar başlamaz bu durumu inceletti. Mal müdürünü çağırtarak bu muamelelerin tekrarlanmaması için talimat verdi. Bundan sonra tahsildar, ev sahibi evde yoksa tutanak tutup makbuz bırakmaya başladılar.
ELEKTRİK: Kırıkhan elektriğe 1936 yılında kavuştu.
BAZI KÖYLERİN KIRIKHAN’A BAĞLANMASI
Süreyya bey, İskenderun Sancak toplantısında, Belen’e bağlı olan, mesafenin uzaklığından dolayı halkın merkeze ulaşmada sıkıntı çektiği köylerin Kırıkhan’a bağlanmasını teklif etti, teklifi kabul edildi. 16.8.1935 tarih ve 121 nolu karar ile Bakras, Topboğazı, Soğuksu, Kurtlu Soğuksu, Kurtlu Sarımazı köyleri Kırıkhan’a bağlandı.
KAYMAKAM SÜREYYA BEYİN GÖREVDEN AZLEDİLMESİ
Süreyya bey göreve devam etmekte iken, geçici olarak azledildi. Altınözü’nün Besibaba köyünde ikamete mecbur edildi. Yerine vekaleten Hoybun Cemiyetini (Kürt-Ermeni örgütü) faal üyelerinden olan Kırıkhan Sulh Hukuk Hakimi Sadık Mardini getirildi. Nisan 1937’de de Şam hükümetinin bir kararıyla kaymakamlıktan tamamen azledildi. Bu defa yerine, Jandarma kumandanı Esseyid Abdurrahmanı atandı.
Süreyya beyin kaymakamlık görevinden azledilmesinde iki ana sebeb vardı;
1- Haçadur Ağa gibi Türk köylüsüne yüksek faizle para verenlere müdahale etmesi
2- Seçimlerde Suriye’den Bağımsızlıklarını isteyen Türklerin faaliyetlerine destek vermesi
Hasan Ayparlar
11 Temmuz, 2026
Kaynak: Hasan Ayparlar; Bazı Yönleri ile Kırıkhan; 2002.



