

Bugün, 23 Temmuz… Hatay Devletinin Anavatana fiilen katıldığı tarihin yıldönümü.
Kutlu olsun!
Hatay’ın, incelemeye ve üzerinde düşünülmeye değer şahsına münhasır bir kurtuluş hikayesi vardır. Bu hikaye şöyle başlar ve biter;
– 12 Kasım 1918 : Fransızların İskenderun’a asker çıkarması ile işgal başlar,
– 27 Kasım 1938 : İskenderun Sancağı kararnamesi Hatay Beyrut’taki Yüksek komiserliğe bağlanır,
– 19 Aralık 1918 : Kara Mehmet’in Dörtyol’da ilk kurşunu sıkmasıyla Halkın Silahlı direnişe başlar, Çeteler kurarak dağlara çıkar. Savaş aralıksız 2 yıl sürer.
– 20 Ekim 1921 : Fransa ile Ankara Antlaşması imzalanması ile işgalin resmileşir. Bu defa silah bırakılır, siyasi mücadele başlar
– 1936 yılında : Suriye bağımsızlık referandumunu Hatay halkı boykot eder, ve kendi bağımsızlığını ister.
-1937 Yılında : Hatay Davası milletler cemiyetinde görüşülüp , seçim kararı alınır
– 5 Temmuz 1938 : Türk Askeri Hataya girer ve idareyi Türkler teslim alır
– ağustos 1938 : Serbest seçimler yapılır ve seçim kazanılır
– 2 Eylül 1938 : İlk Meclis toplanır ve Hatay devleti kurulur
– 29 Haziran 1938 : Hatay Devletinin Anavatana katılma kararı alınır
– 23 Temmuz 1939 : Hatay”ın fiilen Anavatana katılması
İşte bugün kutladığımız yıldönümü, bu 20 yıllık silahlı ve siyasi mücadelenin hayırlı sonuç günüdür.
*****
Hatay’ın bu zorlu kurtuluş mücadelesinde en büyük pay, şüphesiz diplomatik zeka ve uygun hamleleri ile Mustafa Kemal Atatürk’e ve onunla birlikte hareket eden asker ve sivil kadrolara aittir.
Ancak BU KURTULUŞTA BELİRLEYİCİ OLAN ANA UNSUR, 20 YILLIK ESARETE RAĞMEN HATAY HALKININ KENDİ KİMLİK, KÜLTÜR VE DEMOGRAFİK YAPISINI KORUMAYI BAŞARABİLMİŞ OLMASIDIR.
Halkın bütün baskı ve zulümlere rağmen kendi varlık ve kimliğini koruyabilmesi iee, Mustafa Kemal’in Ankara Antlaşmasına koydurmayı başardığı 7. Madde sayesinde olabilmiştir.
Bu madde ve ekleri şöyledir.
Ankara Antlaşmasının 7. maddesi: “İskenderun bölgesi için özel bir yönetim rejimi kurulacaktır. Bu bölgenin Türk soyundan gelen halkı, kültürlerinin gelişmesi için her türlü kolaylıktan yararlanacaktır. Türk dili orada resmi bir niteliğe sahip olacaktır.”
Fransız Delegesi H. Franklin Bouillon’un Türk Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal’e (Tengirşek) verdiği imzalı mektuplara göre de; Türk uyruklular ve Türk bayrağı taşıyan gemiler ticaret için İskenderun Limanı’ndan serbestçe yararlanabilecek ve Hatay’da Türk çoğunluğun bulunduğu yerlere genelde Türk soyundan memurlar atanacaktır.
İşte bu maddedir ki, Hatay insanının sahip olduğu ruh hali ve Milli duruşun dayanağı olmuştur. MEHMET SARI AĞA bu Milli Duruşun tipik örneğidir.
Örnek olay şöyle cereyan etmiştir;
İşgalin ilk yıllardır. Halk silaha sarılmış, işgale karşı direnmektedir. Böylesi bir günde, 1919 yılı Temmuz ayının 13’ünde, İskenderun’a bir Amerikan heyeti gelir. Bir toplantı tertiplenir. Toplantıda Mehmet Sarı ağa, Belenli Hacı Fakih ve Aziz efendiler de vardır.
Amerikan heyetinin başı sorar:
-Fransız mandası mı, yoksa İngiliz mandası mı istersiniz?
Mehmet Sarı ağa söz alır:
– Daha başka manda taliplisi yok mu?!..
Amerikan heyetinin başı:
– “bir de Amerika var” deyince, Mehmet Sarı ağa:
– Biz Türk’üz. Türk Devletini isteriz. Başka bir devletin himayesine sığınmak istemiyoruz. Türk olarak doğduk, Türk olarak yaşadık ve Türk bayrağı altında öleceğiz. Başka bir devletin bayrağının gölgesi altında gölgelenmek istemiyoruz.
Bu sözlere karşı Amerikan heyet başkanı:
– Ama Türk Devleti yıkılmıştır, Türk ordusu dağılmıştır, Türklerin hiçbir gücü, hiçbir kudreti kalmamıştır…
Mehmet Sarı ağa da:
– Türk Devleti çökebilir, Türk ordusu dağılabilir, fakat Türk milleti asla esir edilemez. Türk Milleti kimsenin kölesi olmaz,
Der ve Amanos dağlarını işaret ederek:
– “Biz yolumuzu biliriz, buradan yol KIZIL ELMA’YA gider,” der.
*****
Evet, yol, buradan Kızıl Elma’ya gider…Muharrem köyü yakınlarındaki Samanlık köyünde oturan Sarıcalı Mehmet ağa, o zaman için bu toprakların sahipsiz olmadığını, can verilmeden bu toprakların verilmeyeceğini en açık şekilde göstermiştir.
Hatay’ın bu hikayesi bize Hatay’ın Kimlik ve demografik yapısının ne kadar önemli olduğunu çok açık göstermektedir. Bu nedenle 2011 Suriye savaşı ve 2023 Deprem sonrası bozulan Hatay demografik yapısının behemehal düzeltilmesi gerekir.
“Şark memleketlerinde tarih dairesel olarak işler, bu nedenle durmadan dönüp tekrar eder,” derler. Yarın, başımıza ne geleceğini kimse kestiremez. Bu nedenle bu konuda etkin önlemler alınmak zorundadır. Alınacak önlemler öyle laf cinsinden değil, Mustafa Kemal örneğinde olduğu gibi, öngörülü ve sağlam temele oturmuş olmalıdır:
Tom Barrack’ın, “Neo Osmancılık” gibi tuzak manda önerilerine de, Mehmet Sarı Ağa gibi kararlı duruş gösterilmelidir.
Hasan Ayparlar
23 Temmuz 2026
****
Resim :
Yer: Fransız işgal kuvvetleri merkezi, İskenderun,
Tarih :13 Temmuz 1919.
Konu: Mandacılık araştırması yapan ABD “King-Crane” heyeti İskenderun’a geldi. Belirlediği cemaat temsilcilerini İskenderun’a çağırdı. Bu çerçevede, Samanlı köyünden Mehmet Sarı Ağa, Belenli Hacı Fakih ve Aziz Efendi, ABD “King-Crane’’ heyeti ile görüştü.



