

Dün Halep’te kaybolma hikayesini anlatırken devamında Adana’daki yankesici olayını da anlatacağım demiştim. Bugün de onu anlatayım.
Amuk ovasında pamuk 1940-1950’li yıllarda ekilmeye başladı. Bu köyde de pamuğu Kırıksoku’daki tarlamıza ilk ben ektim. Bir sene gene pamuk ekmiştim, o sene Kara Musa da ekmişti. Pamuğu topladık, Sümerbank’a sattık. Gün verdiler, paramızı almak için Adana’ya gittik.
🚨 VE ADANA YANKESİCİLERİNİN ŞEYTANİ TİYATROSU!..
Adana’da garajda indikten sonra yürüye yürüye Sümerbank’a gittik. Sümerbank’ta biraz bekledikten sonra paramızı aldık. Ben Adana’nın namını, yankesicisinin ne şeytan olduğunu çok mesel dinlediğimden iyi bilirim! Hemen parayı birkaç parçaya ayırıp kimini çorabıma, kimini donuma yerleştirdim (o zamanlar böyle zamanlar için donumuza küçük para cebi diktirirdik) yerleştirdim. Kara Musa’ya da sıkı sıkı tembih ettim: “Ulan Musa, parana mukayyet ol! Bak Adana’nın yankesicisi yaman olur ha, çarptırma!”
Bankadan çıktık, hemen bitişikte kebapçı vardı. Üzerimize afiyet Adana kebabını da yedik, İskenderun’a dönmek için garaja doğru yürüdük. Seyhan üzerindeki Karataş Köprüsü’nün girişine gelmiştik ki arkada bir gürültü duyduk! Bir adam öbürünü kovalıyor, öndeki can havliyle kaçıyor! Adam nihayet bize yetişti: “Aman emmiler beni kurtarın, bu adam beni öldürecek!” diye feryat figan fırladı arkamıza. Ben uzun boylu, iri yarı biriyim, Musa kısacık bir şey. Musa’ya dedim ki: “Sen şunu arkana al, ben gelen adamı durdurayım.” Musa dediğimi yaptı, ben de adamın önüne geçtim.
Adamın elinde iri bir kama! “Emmi beni tutma, ben onu yaşatmam, doğrayacağım! Bana mani olma bak sana da zarar veririm ha!” diye yüklendikçe yükleniyor! Resmen köprüde boğuşuyoruz, adamı zorla zapt ediyorum.
Bir müddet böyle boğuştuk. O sırada arkadaki güya mazlum adam Musa’ya demiş ki: “Emmi siz bu pezevengi zapt edin, ben şuradan kaçıp kurtulayım.” Adam köprünün öbür tarafına doğru tabanları yağlayıp kaçıp giderken, bende ki daha da saldırgan oldu! Neticede bırakmadım. Öteki kaybolup gidince benim tuttuğum kamalı adam birden sakinleşti, “Emmi yapmayacaktın bunu” dedi. “Bana mani oldun, bu adamın bana ne yaptığını bilsen bana engel olmazdın” dedi, sakinleşti. “Anasından emecek südü varmış” dedi, geldiği yöne doğru elini kolunu sallayarak gitti.
Biz de kendimizi topladık, biraz nefes aldık, üstümüzü başımızı toparladık, yürüdük.
Köprünün sonuna gelince birden aklıma geldi, içime bir kurt düştü! Kendimizi bir yokladım. Tamam, benim dondaki ve çoraptaki paralarda eksik yok.
Musa’ye dedim ki: “Ulan Musa, kendini bir yokla hele!” Musa kesesini bir yokladı ki… ELİNE SAĞLIK! 🕵️♂️❌ Adam Musa’nın parası toptan gitmiş!
Meğer o köprüde yaşanan ölüm kalım kavgası, o kamalar, o feryatlar tamamen Adana yankesicilerinin kurduğu bir tiyatroymuş! Biz kavgayı essah sanıp canla başla müdahale ederken, arkaya sığınan o sahte mazlum, Musa’nın “keseyi iç cebime koyarak sağlama aldım” sandığı parayı o kargaşada tereyağından kıl çeker gibi toptan çarpıp gitmiş!
Valla Musa’nın parası gitti. Ben Musa’ya kızıştım, “Ulan ben sana tembih etmedim mi!” dedim ama olan oldu. Adam parayı düpedüz kaptırdı.
İşte Adana’nın yankesicileri böyle yamandır, adamı böyle çarparlar! Allah var aralarken ben de kavgayı essah sanmıştım, meğer tiyatroymuş. Ama ben çok mesel dinlediğim ve biraz uyanık olduğum için dikkatliydim, parayı kaptırmadım!
———-
evet dostlar;
Müdür Emmi’nin bu hikayesi, suçun, biçim değiştirse de insan psikolojisini istismar etme mantığının hiç değişmediğini gösteren bir ibret vesikasıdır. 1950’lerin Adana köprüsündeki o “kamalı tiyatro” ile günümüzün dijital vurgunları, fon dolandırıcılıkları ve klavye arkası organize suçları arasında köprü kurduğumuzda karşımıza şu gerçek çıkar:
Eski nesil yankesicilik, birkaç kişinin anlık iş birliğine dayanan bir işti. Günümüz fon yolsuzlukları ve klavye vurgunları ise küresel, organize ve kurumsal bir yapıya bürünmüştür. Ve bunlara kimsenin gücü de yetmiyor!
Özetle;
Zaman değişti, köprüler dijitalleşti. Dün Adana köprüsünde parayı kaptıran Kara Musa ile bugün yüksek faizli gizli fona inanıp varını yoğunu kaybeden modern insan, aslında aynı oyunun kurbanıdır.
Bu bakış açısıyla, hikaye size de ilginç geldi mi ?!..
Hasan Ayparlar
02 Kasım 20026
Resim : temsilidir.



