

Sevgili Dostlar,
Birkaç günden beri yöre kültürümüzün yaşatılmasına vesile olsun düşüncesi ile Kodallı köyünden bir takım yaşanmışlıklar ve hikayeler naklettim. Bugünden sonra benzer şekilde kendi köyüm olan Çamaşırı’dan da hikayeler aktarmaya çalışacağım. Kodallı’nın nasıl Topçu, Mirşit, Gavur Ali, Kârsız gibi kaynak kişileri varsa; Çamsarı köyünün de Muhtar Müdür gibi gün görmüş akil ve nakil insanı, Kör Yusuf ve Nuru Şen gibi neşe kaynakları, Mamo Teke gibi de mizah ustaları vardır.
Gerek bu kişilikleri gerekse hikayelerini tarihe not düşmek adına yazmaya ve kayda geçirmeye çalışacağım. Umarım bir farkındalık yaratıp, iz bırakır. Bu arada sizlerin yorumlarla katkılarınızın da ayrıca kıymetli olduğunu kaydetmek isterim.
Bugün anlatacağım hikaye, Etli Kömbe hikayesidir. Devamında ise anlatlacak ilginç hikayeler vardır.
İyi okumalar…
───
ETLİ KÖMBE!
Süleyman Demirel’e siyasi hayatındaki en büyük pişmanlığını sormuşlar, “Amik Gölü’nü kurutmaktı” demiş. O göl kuruyunca ovanın bereketi, yoksulun aşı olan av kuşları ve balıklar da gitmiş.
İşte o bereketli yıllarda, köyümüzün asırlık çınarı Müdür Emmi bir gün avdan dönüp eşi Hüsne Dezze’ye, “Hatun, kuşlardan bir etli kömbe yap da akşam ziyafet çekek. Necip’len Ali Yokuş’u da çağırırım,” der.
Hüsne Dezze kömbeyi pişirir, kedi kapmasın diye de mutfaktaki selenin altına koyar. Köyün iki muzip kafadarından Kör Yusuf kömbenin piştiğini görür, Nuru’yu bulur ve hemen bir plan yaparlar.
Gün ikindiye doğru Müdür Emmi’nin avlusunda kıyamet kopar. Yusuf elindeki değnekle Nuru’ya vururken (vurur gibi), Nuru da, “of anam yandım, din islam yok muuuu!” diye feryat eder. Bağırtıyı duyan Müdür Emmi ve Hüsne Dezze bunları ayırmak için dışarı fırlayınca, plan işlemeye başlar. Onlar Yusuf’u durdurmaya çalışırken Nuru çaktırmadan eve süzülür!
Ancak Nuru mutfakta kömbeyi bir türlü bulamaz. Dışarıdaki ortağına bağırarak şifreli bir küfürle sorar:
– Ararım ararım da “bulunmaz” seni o… çocuğu!
Yusuf mesajı alır:
–O…. çocuğu sensin ulan; şimdi gelir senin sülaleni, “selenin altında” s…., itoğlu it, seni!”
Nuru seleyi kaldırır, kömbe oradadır! Ama koca tepsiyi nasıl taşıyacak? Tekrar bağırır:
– O “hiçbir tarafa sığmayan” sensin ulan itoğlu it; Ben seni “nasıl taşıyacağımı” bir bilsem var ya, görürsün neler yapacağımı!”
Yusuf kükrer:
– Onu da mı bana soruyorsun ulan Eşşekoğlu eşşek! Gelirsem seni pölük pürtük, koyun koltuk eder, imanına kadar deper, seni de Sarıkamış’a kadar kovalarım.
Nuru kömbeyi pölük pürtük edip koynuna, koltuğuna doldurduğu gibi arka kapıdan çıkar, Sarıkamış’da Halit Barağın pınarının başına varırr, Yusuf’u bekler. Yusuf da Müdür Emmiye: “yatsın kalksın sana dua etsin, yoksa onu ancak Allah alırdı elimden,” diyerek olay yerinden ayrılır.
Ortalık sakinleşince Hüsne Dezze gıcıklanır. Mutfağa girer, tepsinin kapağının açılmış olduğunu görünce vaziyeti anlar; öfkeyle paçaları sıvar, ama Müdür Emmi bu, eski toprak olmanın o engin hoşgörüsüyle eşini durdurur:
– Dur Hüsne, dur! Bu kömbe çocukların kısmetiymiş. Helal olsun, iyi becerdiler. Sen şimdi bize iki yumurta kır da karnımızı doyuralım.. Necip’len Ali Yokuş da dudaklarını yalasınlar!”
İşte böyle dostlar;
Bugün Çamsarı’da bu hikaye ve o şen kahkahalardan geriye sadece tatlı bir esinti kaldı. Hikayede adı geçen ve rahmetli olmuş olan tüm geçmişlerimizin mekanları cennet, ruhları şad olsun… 🌹
Hasan Ayparlar
28 Ekim 2026
#KöyHayatı #YaşanmışHikayeler #Kültürümüz
Hikayede Geçen Yöresel Kelimeler;
* Teşt: hamur yoğurmak veya yemek pişirmek için kullanılan geniş, yayvan metal leğen.
* Sele: Hasır veya çubuklardan örülmüş, içine ekmek ya da yiyecek konulan kapaklı sepet.
* Haviş: Evin avlusu, bahçesi.
* Pırtmak: sıyrılmak, elinden kaçmak, kurtulmak.
* Çemremek: Giysinin kollarını veya paçalarını yukarı doğru katlamak, sıvamak.
* Koyun Koltuk etmek: Bir şeyi belli etmeden koynuna, koltuğunun altına sıkıştırmak.



